29 Eylül 2011 Perşembe

Yağmuru Bile


Geçtiğimiz yıl Goya'yı kazandıktan sonra Akademi Ödülleri 2011'de İspanya'yı temsil etmesi için seçilen "Yağmuru Bile" (También la lluvia) Ocak ayında seçilen dokuz filmin arasında olmasına rağmen ilk beşe girememişti. Ünlü savaş karşıtı akademisyen ve tarihçi "Howard Zinn'in anısına" diyerek başlayan filmin birbirinin içine geçmiş iki teması var: Biri, 500 yıl önce Kolomb'un gelip yerlilere karşı yaptıklarını 'gösteren' tartışmalı bir filmin çekimini yapan yönetmen ve ekibinin hikayesi, diğeri ise 2000 yılında Bolivya'nın Cochabamba kentinde yaşanan ve tarihe 'Su Savaşı' (La guerra del Agua) şeklinde not düşülen olaylar silsilesi. Kentteki taze su kaynaklarının özelleştirilmesine karşı çıkan bir grup, kökleri yerlilere uzanan hırslı ve doğuştan lider özellikleri olan Daniel'in (Juan Carlos Aduviri) de yardımıyla deyim yerindeyse hayatta kalmak için mücadele etmek zorundadılar. Öte yandan film ekibi yapılan seçmelerde isyankarlığını dışavuran ve haksızlığı hazmedemeyen Daniel'i yapmış oldukları Kolomb filmindeki asi karakter olarak kullanmaya karar verirler.

27 Eylül 2011 Salı

Yazmaya Başlarken


Afro-Amerikan edebiyatını geniş çevrelere duyuran ve sevdiren Toni Morrison'ın En Mavi Göz eserini okumuş ve edebiyatına ciddi saygı göstermiş ve yazara hayranlık beslemiştim. Eserini okuyuşumun ardından bir kaç yıl geçti ve ben şu sözleriyle karşılaştım:
Gerçekten okumak istediğiniz bir kitap varsa, fakat henüz yazılmamışsa, siz yazmalısınız.
Bunun üzerine yazmaya karar verdim.

25 Eylül 2011 Pazar

Son Ada'yı Yitiriş

Geçtiğimiz günlerde kitabevine Pamuk'un Saf ve Düşünceli Romancı kitabını satın almak için uğradığım zaman konusuyla ilgilenip edinmiştim Son Ada'yı. Uzun süredir Zülfü Livaneli okumak istiyor, fakat ilerleyen dönemlerde değineceğim sebeplerden ötürü erteliyordum sürekli. Sonunda kitabı okuma fırsatı buldum ve okuduğuma da ciddi anlamda sevindim. Zira Livaneli'nin sanatçı kimliğine var olan saygımın edebi anlamda da artmasını sağladı Son Ada.
Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.
Öncelikle başarılı bir tanıtım yazısı eşliğinde verilen kitabın hem adıyla hem de bu yazıyla ilgi çektiğini ve okuyucuda uyandırılmak istenen okuma arzusunu uyandırdığını söylemek mümkün.

22 Eylül 2011 Perşembe

Başlangıçlar


Başlangıç diye adlandırdığımız sondur çoğu zaman. Sona ulaşmak ise başlangıç yapmaktır. Son ise başladığımız yerdir.
     Dört Kuartet şiirlerinden sonuncusunda böyle diyor 20. yüzyıla damga vurmuş Amerika doğumlu İngiliz şair T. S. Eliot. 1948 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanmış Eliot'ın bu sözlerini, bu satırları yazarken işimi bir nebze olsun kolaylaştırır düşüncesiyle paylaştım dürüst olmak gerekirse. Uzun zamandır ilgi duyuşumun ve çocukluktan itibaren hayatımın her döneminde okumaya çalıştığım çeşitli kitapların da etkisiyle edebiyat alanında kendimi ifade edebileceğim bir alanımın olmasını arzuladım. Bunu eyleme dökerek düşünce aşamasını sonlandırıp yeni bir başlangıç yapmış olmak istedim. Özellikle çevremde oturup sadece edebiyat konuşabileceğim kişilerin sayısının oldukça sınırlı olması şu anda bu satırları yazmama sebep vesile olmakta. Bu yüzden de daha önce düşündüğüm kadar şanssız olmadığımı görüyorum.