31 Ekim 2011 Pazartesi

Bir Ayda Roman Yazmaya Ne Dersiniz?

Nanowrimo (National Novel Writing Month - Ulusal Roman Yazma Ayı) 1999'dan beri çoğunluğu Amerikalı olan kullanıcıların katılımıyla gerçekleştirilen bir etkinlik diyebiliriz. Katılımcılar bir ay içerisinde 50.000 kelimelik bir çalışma ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. İlk yılında sadece 21 kişinin katıldığı bu etkinliğe geçtiğimiz yıl 200 binden fazla kişi katılarak toplamda 2,872,682,109 kelime yazdılar. Etkinliğin detaylarına gelince...

Etkinlik http://www.nanowrimo.org/ üzerinden 1-30 Kasım tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Etkinliğin yanı sıra Amerikalı kullanıcılar bölgesel düzeyde yapılan edebiyat etkinliklerine katılma fırsatı da buluyor. Etkinlik için Kasım ayının seçilme sebebi

18 Ekim 2011 Salı

Düzeltme Yapmadan Yazmak


İki günlük gecikmeyle olsa da üzerinde çalıştığım karalamada 9. bölümü de bitirmiş bulunmaktayım. Yaklaşık 30-35 bölüm olacağını tahmin ettiğim çalışmanın 1/3'ü bitmek üzere diyebilirim. Özellikle Ekim ayı ile birlikte iyi bir tempoyla yazdığımı düşünüyorum. Yaklaşık bir yıl sürüncemede kalan, düzeltilip yeniden yazılan ilk beş-altı bölümden sonra bir türlü aşamadığım yazar 'blok'unu nihayet kırmış bulunmaktayım. Bunun en temel sebebi İngilizce kaynaklardan takip ettiğim okumalar sayesinde çalışmanın ilk halini mümkün mertebe en kısa sürede bitirmenin önemini öğrenmiş olmam.

Yazma çalışmaları ve çabalamalarında yeteneğin önemi tabi ki tartışılmaz, lakin süreklilik ve motivasyonun önemini de göz ardı etmemek lazım. Yapılan her karalamadan sonra geriye dönüp

13 Ekim 2011 Perşembe

Kitaplıktaki Saat


Gölgesine Basan Adam'ın blogunda ilham verici bulduğum koşan eleman temalı saatler ilgimi çektiği için ilgili siteyi ziyaret ettim ve kitapseverlerin beğeneceğini tahmin ettiğim resimdeki saati buldum. Nereden temin edebileceğimiz konusunda bir fikrim yok malesef ama kitapseverlerin pas geçilmemesi tek tesellim!

11 Ekim 2011 Salı

Umutsuz Ev Kadınları

Geçtiğimiz günlerde Türkiye'de yayın hayatına başlayan Umutsuz Ev Kadınları'nı fark etmişsinizdir, hatta izlemiş olanlar da vardır. Dizinin orijinal versiyonu olan Desperate Housewives'ın sıkı bir izleyeni olarak, karşılaştırma yapmak için henüz erken olduğunun da farkında olarak bir kaç şey yazmak istedim.

Desperate Housewives 2004 yılında - Lost'un başladığı sene - televizyonlarda boy göstermeye başlamış ve bu seneye yani 8. ve son senesine kadar da belli bir kaliteyle ilerlemiş bir Amerikan dizi serisi. Herkesin ilgi duymayacağı türden bir dizi olduğu kesin, zira çevremde bu dizinin ismini duyup merakla bir kaç bölüm izleyerek beğenenler olduğu kadar dudak bükenler de var. Fakat şu ana kadar yayınlanmış bütün bölümlerini izleyen biri olarak oldukça keyifli bir dizi olduğunu söyleyebilirim.

7 Ekim 2011 Cuma

Yazarları Tanıma Üzerine


İlk romanı yazmak, insanın kendi hikayesini bir başkasının hikayesi gibi anlatmayı öğrenmesi değildir yalnızca. İnsanın kendini bir romanı baştan sona tutarlı bir şekilde hayal edebilecek ve bu hayal ettiği şeyi kelimelere, cümlelere geçirebilecek kişiye dönüştürmesidir de.. 
GG Marquez
 Orhan Pamuk bu cümleleri Paris Review dergisindeki meşhur yazarlarla röportajlardan derlenen Yazarın Odası kitabının önsözünde dile getiriyor. Kitabı bir kaç ay önce okumuştum aslında ama aynı önsözü şu sıralar okumakta olduğum Manzaradan Parçalar'da görünce bir şeyler paylaşma ihtiyacı hissettim.

 Kitap, sadece yazar adaylarına değil aynı zamanda yazarların merak edilen o sihirli dünyalarına kapıları aralayan bir dolu röportajı barındıyor. Borges'ten T.S. Eliot'a, Hemingway'den Faulkner'a dokuz farklı yazara misafir olup onları yakından tanımak özellikle yazanlara ciddi bir ilham kaynağı olabiliyor. Kitabı okumadan önce özellikle yazacağım yer ve zamana karşı ciddi bir kompleks halindeydim sanırım. Ortam sessiz olmak zorundaydı sanki.