11 Ekim 2011 Salı

Umutsuz Ev Kadınları

Geçtiğimiz günlerde Türkiye'de yayın hayatına başlayan Umutsuz Ev Kadınları'nı fark etmişsinizdir, hatta izlemiş olanlar da vardır. Dizinin orijinal versiyonu olan Desperate Housewives'ın sıkı bir izleyeni olarak, karşılaştırma yapmak için henüz erken olduğunun da farkında olarak bir kaç şey yazmak istedim.

Desperate Housewives 2004 yılında - Lost'un başladığı sene - televizyonlarda boy göstermeye başlamış ve bu seneye yani 8. ve son senesine kadar da belli bir kaliteyle ilerlemiş bir Amerikan dizi serisi. Herkesin ilgi duymayacağı türden bir dizi olduğu kesin, zira çevremde bu dizinin ismini duyup merakla bir kaç bölüm izleyerek beğenenler olduğu kadar dudak bükenler de var. Fakat şu ana kadar yayınlanmış bütün bölümlerini izleyen biri olarak oldukça keyifli bir dizi olduğunu söyleyebilirim.
 Dizinin farklı ülkelerdeki versiyonları da (özellikle Latin Amerika'da) ciddi bir başarıya ulaşsa da çeşitli nedenlerden ötürü sürdürülemedi. Dizi, final sezonu olan 8. sezon sırasında ise Türkiye'de yayınlanmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde merakıma yenik düşüp ilk bölümünü izledim.

Uzun zamandır izlemeye alıştığım Bree, Gaby, Susan ve Lynette karakterlerinin Türk versiyonları oldukça şaşırtıyor insanı ilk bakışta. Zaten bu diziyi sevmemin ana nedeni inanılmaz güçlü karakterlerin oluşu. Sözgelimi Gaby'nin (Zeliş) güzellik ve moda takıntısı, Bree'nin (Nermin) mükemmelliyetçi karakteri ve kontrole sahip olma isteği, Susan'ın (Yasemin) sakar, beceriksiz fakat bir o kadar sevimli davranışları ve tabi ki Lynette'in (Elif) muhteşem performansıyla gerçek bir ev kadını oluşu. Bunlar orijinal dizide olanlar. Türk versiyonunda tek bölüme göre yorumlamak zor olsa da oyuncuların biraz bocaladığını gözlemledim. Orijinal versiyonunu aklımın bir köşesinde tutarak izlediğim için bana öyle gelmiş de olabilir. Bir örnek vermek gerekirse; Lynette'i canlandıran Felicity Huffman gibi gerçekten çok başarılı ve saygı duyulması gereken bir oyuncunun izlerini silmek zordur. Fakat yabancı versiyonunu izlememiş olanların düşüncelerini daha objektif olacaktır diye düşünüyorum.

Türk versiyonuyla ilgili en büyük eleştiri zaman konusu bence. Orijinal versiyonunda neredeyse aynı konu 42 dakikada ele alınırken Umutsuz Ev Kadınları'nın ilk bölümü tam 93 dakika sürüyor. Evet kısmi değişiklikler ve uyarlamalar söz konusu ama 50 dakikalık fark gerçekten fazla. Bu sadece izleyiciler için değil oyuncular ve sette çalışanlar için de zor olsa gerek. Yapımcıların veya kanalın kendi isteği de olabilir bu pekala fakat bu işin içindekilerin de mutlaka düşünülmesi gerekiyor. Yakın zamanda, kısa süre içerisinde bir çok şeyin anlatıldığı Türk dizileriyle karşılaşırız umarım.

Not: Bu yazının edebiyatla bir ilgisi olmayabilir belki ama dizi sayesinde çok şey öğrendiğimi ve özellikle yazmayı sevenlerin dizinin senaryosuna kesinlikle bakmaları gerektiğini belirteyim. Karakterler ve kurgu gerçekten çok başarılı. Sadece Amerikan toplumunu yakından tanıma değil aynı zamanda insanın doğasında olan bir çok duygunun farklı hallerini görme fırsatı veriyor bu dizi. Belki de bu yüzden severek takip ediyorum. Bittiği zaman üzüleceğim yapımlardan biri olacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Zaman ayırdığınız için teşekkürler :)