29 Kasım 2011 Salı

Kadare'nin 'Kaza'sı

İsmail Kadare, 2005 yılında ilki ve sonrasında her iki yılda bir verilen Man Booker Uluslararası Ödülü'nü kazanan ilk yazar olması ve Arnavutluk'tan çıkma özgün bir sese sahip olduğu için en az bir kitabı okunması gereken yazarlardan. Kendimi ProfilKitap'ın Twitter'da düzenlemiş olduğu yarışma içerisinde bir anda bulup sorulan soruya cevap vermemle kazandığım bir kitap. Öncelikle yayınevine teşekkür etmek isterim. Bunun tek sebebi gönderdikleri kitaptan ziyade önemli bir ismin kitabını dilimize kazandırmaları. Kitabın baskı kalitesi ve güzel çevirisi de yayınevine teşekkür etmeyi gerektiren sebeplerden.

Kitabın içeriğine gelecek olursak, biraz hayalkırıklığına uğradığımı belirtmeliyim her şeyden önce. Bunun iki sebebinden birincisi İsmail Kadare'nin kazanmış olduğu haklı ün, ikincisi ise kitabın tanıtım yazısıydı. Kitabın tanıtım yazısına bakalım:

Kelimenin edebi anlamıyla bir kaza söz konusudur: Bir taksi yoldan çıkar; biri erkek diğeri kadın olmak üzere iki kişi ölür. Görünüşe bakılırsa, ortada birbirine aşık bir çift vardır. Hayatta kalan şoför ise, kazanın nasıl gerçekleştiğini bir türlü açıklayamamaktadır. Olayın düğüm noktasının, şoförün dikiz aynasında gördüğü veya gördüğünü sandığı her ne ise, onunla ilgili olduğu düşünülmektedir. Ama, adam da tam olarak ne gördüğünü ayrıntılarıyla ifade edememekte; üstüne üstlük iki yolcunun kimliklerini, nereye gittiklerini, niçin onlara dair her şeyin bu denli çözülemez göründüğünü açıklayamamaktadır.
Beklentileri oldukça yükselten bir tanıtım yazısı bu ve gerçekten de yanlış olan bir bilgi sözkonusu değil. Sanırım roman ilerledikçe kazanın çözülmesini beklediğim ve yazarın konuyu nasıl bağlayacağını ciddi bir şekilde merak ettiğim için bu hayalkırıklığını yaşamış olabilirim. Zira yazar, aslında edebi anlamda zor olanı başarıyor ve kazanın arkasındaki sır perdesini aralarken okuyucuyu daha çok merakta bırakıyor. Sabırsız olduğum bir zamanda okuduğum için sonuca ulaşmaya çalışırken yazarın önüme diktiği engeller beni rahatsız etti. Fakat Balkanlarda yaşananların anlatıldığı arka planı ana hikayeden daha çok sevdiğimi de belirtmem gerek. Çünkü hem Bessfort hem de Rovena karakteri kendimle çok az ortaklık kurabildiğim kişiler oldu. Konuyla ilgili olarak Guardian'daki Kaza eleştirisine göz atmanızı tavsiye ederim (İngilizce).

Sonuç olarak ise Balkanlardan çıkma bu önemli yazarı tanımak için Kaza kitabı en iyi alternatif mi bilmiyorum ama bir kitabını mutlaka okumak gerekiyor kanısındayım. Başka kitaplarını okuduysanız haberim olsun :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Zaman ayırdığınız için teşekkürler :)