2 Aralık 2011 Cuma

Bir 'Adele' Yazısı

Bilirsiniz. Zaman zaman müzik listelerinin ilk sıralarında tanımadığımız şarkıcılarla karşılaşır ve kendilerini popüler yapan hit parçasını dinleyerek kendimizden geçeriz. Fakat bu şarkıcılardan bir kısmı ne yazık ki sanatçılığa terfi edemeden o listelerdeki sıralarda önce gerilere kayar, sonra da bir daha yer bulamazlar. Chasing Pavements’ı ilk dinlediğimde listeleri alt üst eden bir parça olmasa da hatırı sayılır bir başarı elde etmişti. Adele ile ilk tanışmamızda bu şekilde gerçekleşmiş, üstüne de şarkının videosunu izlediğim zaman daha bir beğenmiştim kendisini. Zira müzik dünyasının estetik yargılarına aldırmadan rahatlıkla performans sergileyen bu kadına içten içe hayranlık beslememek ne mümkündü! Sonra bir yıl geçti ve ikinci albümünde de aynı performansı gösterip gösteremeyeceği merakla beklenen Adele kozasından çıkıp büyük başarılara önce göz kırptı, sonra yürüdü, şimdilerde ise kanat çırparak uçuyor.

Adele’in büyük ses getirmesinin en temel sebebi
sesine hükmeden bir kadının gücüne tanıklık etmemizden geliyor belki. Adele’in sesi o kadar güçlü fakat aynı zamanda o kadar naif ve duygu yüklü ki dinlerken farklı ruhlar âleminde gezinebiliyor, geçmişin hüzünlü duraklarında bir mola verip sonrasında her şeyi geride bırakıp umutla geleceğe bakabiliyoruz.
Albüm isimleri, yaşna bir referans
Şarkılarını kendisinin yazması eserleri üzerindeki hâkimiyetini de açıklıyor bir anlamda. Yaşının da çok genç olması ve son yıllardaki Amerikan müziğinin ve sanatçılarının İngilizce şarkılar içinde kurduğu görünmez hatta görünür üstünlüğüne karşı ses getirecek birine ihtiyaç duymaya başlayan İngiltere’den olması gibi nedenlerden ötürü bu kadar ışıldayabildiğini söylemek yanlış olmaz. Tabii elde ettiği bu başarıyı haklı olarak kazandığı konusunda şüpheleri olan veya Adele’i tanımamış olanlara 21 isimli albümünün çıkış şarkısı Rolling in the Deep’i dinletebiliriz. Sesinin gücüne tanıklık etmek için Set Fire to the Rain’i çalabilir, sonrasında gelmiş geçmiş en nitelikli aşk baladları arasına şimdiden adını yazdıran Someone Like You’yla devam edebiliriz. Hala ikna olunmadıysa son bir kez Turning Tables ve Don’t You Remember Me’yi dinletip, üstüne çevirisini de verip bu kişileri Allah’a havale edebiliriz! :)
Bu arada Adele’in, son albümüyle Billboard’un listesinde Michael Jackson’ın 39 haftalık en uzun süre listede kalma rekorunu kırdığını hatırlatmakta fayda var. Grammy ödüllü sanatçının Şubat 2012’de verilecek Grammy ödüllerine 6 kategoride aday gösterildiği açıklandığını da paylaşmak lazım.
Şu sıralar geçirdiği boğaz ameliyatından dolayı zor günler geçiren Adele, umarım en kısa sürede sağlığına kavuşur da bizler de bulmuş olduğumuz bu sesin tadını çıkarırız.
Bir alıntıyla bitirelim:
I like having my hair and face done, but I'm not going to lose weight because someone tells me to. I make music to be a musician not to be on the cover of Playboy. (Saçlarımın ve yüzümün şekillendirilmesi hoşuma gidiyor fakat sırf biri dediği için zayıflamayacağım. Ben müziği müzisyen olayım diye yapıyorum, Playboy'un kapağında olmak için değil.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Zaman ayırdığınız için teşekkürler :)