11 Aralık 2011 Pazar

Ser Çava *

"Yangın Var" filmini sinemalarda gösterime girdiği ilk gün izleme fırsatı buldum. Bunda film gösterime girmeden önce şehrin muhtelif alanlarındaki bilbordlar vasıtasıyla yapılan tanıtımının etkisi büyüktü. İçeriğini öğrendiğimde ise ilgim ve beklentim daha da arttı ve bunun sonucunda arkadaşları kollarından tutup sinemaya götürdüm!

Film, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin Karadenizde itfaiye aracına ihtiyaç duyan bir beldeye hibe ettiği itfaiye aracı çevresinde gelişip şekilleniyor. Karadenizli Koşman'ın (Osman Sonant) güneydoğuya, Diyarbakırlı Asya'nın (Nesrin Cavadzade) ise kuzeybatıya yolculuğunun hikayesinin anlatıldığı filmde Selvi Boylum Al Yazmalım'a da göndermelerde bulunuyor.

Öncelikle yol hikayelerini seven ve bu öyküleri konu edinen filmlere sempatim olduğu için bu filme ısındığımı söyleyeyim. İkinci olarak
 da yaşadığım kenti (Diyarbakır) beyazperdeden görme fırsatını verdiği için de ayrı bir sevindim! (Dışarıdan ne kadar yeşil görünüyormuş Diyarbakır!!) :) Konu çok sıcak ve keyifli bir anlatımla sunulmuş. O... Çocukları filminin yönetmeni Murat Saraçoğlu ve yapımcı Koray Çalışkan'a ayrıca teşekkür etmek lazım. Kürtlerin Cem Yılmaz'ı ünvanına sahip Murat Batgi ise Koray Çalışkan'la birlikte senarist koltuğuna oturmuş. Murat Batgi'nin Diyarbakır sahnelerindeki etkisi doğrudan öne çıkmış, zira neredeyse dolu olan salon deyim yerindeyse yıkıldı bu sahnelerdeki diyaloglarda. Dolmuşta Koşman'ın yanındaki ablanın söylediklerine ise hala gülüyorum! :) (Annelerimizin klasik tehdidi! Filmin fragmanının sonunda mevcut) :)

Asya (Nesrin Cavadzade)

Film genel olarak güzel, yapanların ellerine sağlık diyorum. Yaşamış olduğunuz yere göre gülme oranınız artabilir fakat Karadeniz'in komikliği Güneydoğu kırgınlığıyla birleşince oldukça başarılı bir film çıkmış ortaya. Görsel açıdan da özellikle Karadeniz'deki mekanlar tam bir zenginlik katmış filme. Filmde beğenmediğim tek sahne şehiriçi dolmuşunun jandarma tarafından durdurularak içindekilerin kimliğinin alınma sahnesiydi. Hayretler içinde kaldığım bir sahne oldu bu zira böyle bir şey şu anda söz konusu değil. Özellikle 2011'de geçen bir filme bunun eklenmesine şaşırdım doğrusu. (Geçmişte özellikle OHAL varken çok sık rastladığımız sahnelerdi bunlar ancak günümüzde böyle bir durum yok. Bu sahnede fazlaca 'mesaj kaygısı' hissedildiğini ekleyeyim) Filmin samimiyetine gölge düşürmüş gibi görünse de sonraki sahnelerde kendini affettiriyor film. Bir diğer eleştiri ise Türkçe konuşan Diyarbakırlı karakterlerin (Bş. Belediye başkanı dışında) tamamının Diyarbakır ağzıyla konuşmasına getirilebilir. Bunu da Koşman'ın sürekli bu ağızla konuşanlara denk gelmesi şeklinde yorumlamak da mümkün. Filmi izlerken bilhassa yerel ağızla konuşanlar çok güldürdü beni fakat gündelik hayatta artık Diyarbakır ağzıyla konuşanların sayısı azalıyor maalesef. İnsanların sırf bu yüzden utandığını da görüyorum bazen fakat ağızlar dilsel zenginliklerdir. Kaybetmemek gerekiyor. Son olarak gerçek bir hikayeden ilham alınarak yazılan bu yol hikayesi ilginizi çektiyse mutlaka sinemada izlemenizi tavsiye ederim. Yalnız beklentilerinizi pek yüksek tutmayarak giderseniz daha sıcak ve samimi bir filmle karşılacağınızı düşünüyorum.

Yolculuğun duraklarından biri Bingöl'deki yüzen adalar

Uzun lafın kısası: Filmi izleyiniz. İmkanınız varsa Diyarbakır'ı ziyaret ediniz. Yardımcı oluruz. :)

Uzun lafın kısası 2: Karadenizlilerin konuşmasını anlamakta inanılmaz zorlanıyorum!!

Uzun lafın kısası 3: Yavuz Bingöl, Şerif Sezer ve Erkan Can'ın performansları harika!

Videolar (en üstteki video fragmandır)

* Başımız üstüne (filmde sıklıkça geçen bir Kürtçe replik)

3 yorum:

  1. Erkan Can varsa , sadece sussa bile ben izlerim , inş buralara da gelir film , bakalım cuma günü :)

    YanıtlaSil
  2. bu arada tarafımdan ödüllendirildin:))

    YanıtlaSil
  3. Yorum için teşekkürler. Erkan Can imam rolünde çok komikti :)

    Ödülü kabul ettim ve en kısa sürede yazacağım :)

    YanıtlaSil

Zaman ayırdığınız için teşekkürler :)