7 Ocak 2012 Cumartesi

Kaplanın Karısı

New York Times'ın "2011'in En İyi 10 Kitabı" arasında kendine yer bulan (Kurgu eserler arasında ilk 5'te) Kaplanın Karısı'nın kısa sürede Türkçe'ye çevrilmesi oldukça heyecan verici. Yazarı Téa Obreht'in henüz 25'inde olduğunu öğrendiğimde daha bir ilgiyle kitabı karıştırmaya ve yorumları okumaya başladım. Obreht, üzerinde neredeyse üç yıl çalıştığı kitabını doğup bir süre yaşadığı Balkanlar'da hem kendi hem de dedesinin öykü/masallarının üzerine kurgulamış. Büyülü Gerçekçilik akımı yazarları arasında haklı bir yer edinmiş GG Marquéz'in "Kolera Günlerinde Aşk" kitabından çok etkilendiğini söyleyen yazarın bu akımdan etkilendiğini kitabı okumaya başladığımız andan itibaren görmek mümkün.

Efsaneler, Balkanlar'ın o bize yakın halleri ve batıl inançları ile arka planda yer alan bir savaşın gölgesinde ilerleyen kitabın konusu ve kurgusundan ziyade Obreht'in neredeyse ustalara yakın yetkinlikte kullandığı dili etkiledi beni. Bir Garcia Marquéz hayranı olarak çok beğenerek okudum Kaplanın Karısı'nı. Can alıcı tasvirleri, Türk motifleri ve karakterleri, savaşın içinde fakat ondan uzakta yaşayan insanlarıyla sevdim kitabı. Bir yandan eski Yugoslavya'ya Natalia ile birlikte güzel bir yolculuk yaparken, öte yandan dedesinin anlattığı gerçek üstü öykülerde gezinmek oldukça keyifliydi. Bazen yavaş ilerlemesi sıkıcı gelebilse de, hatta Ölmez Adam, Natalia ve Kaplanın Karısı anlatılarından hangisinin baskın olduğuna karar veremesek de edebiyat severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu söylemeliyim.

Téa Obreht
Yazarın ikinci kitabı nasıl olacak diye merakla beklemeye koyuldum şimdi. Kimileri yazarın bütün birikimini ilk kitabında kullandığını söylese de ben Obreht'in sabırla yazmaya devam ettiği sürece çoksatan listelerinde bir süre kalıp sonra kaybolanların aksine kalıcı eserler vereceğine inanıyorum. Bir diğer umut ettiğim nokta ise yazarın Balkanları yazmaya devam etmesi. Amerika'da yaşadığı için bu zor olabilir belki fakat çalışmalarıyla adından söz ettirmek istiyorsa bize Balkanları sunmaya devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Balkanlarla özdeşleşen büyülü gerçeklik akımına ait yazar olursa, ki bunun için önünde engel yok, uzun yıllar geçse de okunacak eserler vereceğine inanıyorum. Zaman gösterecek ve biz ikinci kitabıyla daha sağlıklı bir yorum yapma imkanına kavuşacağız.

Son olarak Siren Yayınları'na bu kitabı Türkçe'ye kazandırdığı için teşekkür etmek gerekiyor. Kitabın güzel bir şekilde çevrilmesini sağlayan genç çevirmen Merve Sevtap Ilgın'ın emeğine saygı olması açısından çevirenin ismini de küçük fontla da olsa ön kapakta görmek isterdim. Orijinal Amerikan baskısı kapağından daha güzel bir kapakla (Nazlım Dumlu) da yayımladıkları için kendilerini affettirmişler bir şekilde fakat yine de önümüzdeki zamanlarda iyi de olsa kötü de olsa çevirmenlerin isimlerinin kapakta verilmesinin daha uygun olacağını düşünmekteyim.

“Savaş var, nasılsa hepimiz ölebiliriz,” dersen söyleyecek söz bulamıyorlardı. Kendilerini sorumlu hissediyorlardı ve bizler onların suçluluk duygularından faydalanıyorduk, çünkü ne yapmamız gerektiğini bilmiyorduk.
Resim kaynakları: 1 - 2 - 3

2 yorum:

  1. Kaplan'ın karısı'nı ben de duydum ve çok merak ediyorum ama elimdeki liste uzadıkça onu okuma zamanı da erteleniyor, umarım ara da bir yerde kavuşuruz kendisiyle....

    YanıtlaSil
  2. Umarım kavuşursunuz, geniş bir zamanda kavuşmanız dileğiyle diyeyim de tadını iyi çıkarın ;)

    YanıtlaSil

Zaman ayırdığınız için teşekkürler :)